SİGORTA POLİÇELERİNDEN DOĞAN MADDİ VE BEDENİ ZARARLAR ;

Sigorta şirketlerine açılacak olan trafik kazası tazminat davası bakımından hak kayıplarına uğranılmaması için mutlaka bir avukattan destek alınmasında fayda vardır. Zira uygulamada hukuki bilgiye sahip olmayan birçok kişinin vatandaşın zor durumundan yararlandığı, yetersiz ve yanlış bilgi ile daha çok mağduriyete sebep oldukları görülmektedir. Sigorta şirketlerine karşı açılan maddi-manevi tazminat davalarında bu şirketlerinin tamamı kendilerini avukat ile temsil ettirmektedir. Yeterli hukuki bilgiye sahip olmadan açılacak tazminat davalarında usul ve esasa ilişkin hata yapılma ihtimali yüksektir. Bu durumda açılan davaların reddedilmesi sonucu mağdur kişilerin talepleri karşılanmadığı gibi bu kişiler yargılama gideri ödemek zorunda kalabilirler. Öncelikle bu sebeple hak kaybına uğramamak için hangi haklarımız hangi kategoride mevcut ve bu haklarımızı nerede, nasıl ve en önemlisi de ne zamana kadar kullanabiliriz bilmemiz gerekir. Kısaca özetlemek gerekirse ;

Sigortalar; Can Sigortaları ve Zarar Sigortaları olarak iki kategoriye ayrılır.

Zarar Sigortaları kendi içinde Mal ve Sorumluluk Sigortaları olarak sınıflandırılır.

Can Sigortaları ise Hayat Sigortaları, Kaza Sigortaları, Hastalık ve Sağlık Sigortaları olarak gruplandırılır.


Bilinmesi gereken kanun maddelerinden bir kısmını bu yazımızda derledik.

Öncelikle sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK m.1401'de tanımlanmıştır.

TTK MADDE 1401– (1) Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.

-Reasürans-

TTK MADDE 1403– (1) Sigortacı, sigorta ettiği menfaati, dilediği şartlarla, tekrar sigorta ettirebilir. (2) Reasürans, sigortacının, sigorta ettirene karşı borç ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz; sigorta ettirene, tekrar sigorta yapana karşı, doğrudan dava açmak ve istemde bulunma haklarını vermez.

-Sözleşmenin yapılması sırasında susma-

TTK MADDE 1405– (1) Sigortacı ile sigorta sözleşmesi yapmak isteyen kişinin, sözleşmenin yapılması için verdiği teklifname, teklifname tarihinden itibaren otuz gün içinde reddedilmemişse sigorta sözleşmesi kurulmuş sayılır.

-Sigorta menfaatinin yokluğu-

TTK MADDE 1408– (1) Sigorta sözleşmesinin yapılması anında, sigortalanan menfaat mevcut değilse, sigorta sözleşmesi geçersizdir. Sözleşmenin yapıldığı anda varolan menfaat, sözleşmenin süresi içinde ortadan kalkarsa, sözleşme o anda geçersiz olur.

-Sigortanın kapsamı-

TTK MADDE 1409– (1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur.(2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.

Sigortacılık K. m.11/4'te umumilik esası belirlenmiştir. Kapsam dışı riskler açıkça belirtilir. Belirtilmemiş riskler teminat kapsamında sayılır.

Lehtarı belirleyerek başkasının hastalığı üzerine sigorta yapılabilmesi için o kimse ile lehtar arasında bir menfaat ilişkisi şarttır. Ayrıca sigortalının yazılı izni gerekir. Kanuni temsilcisi varsa, yazılı izin kanuni temsilci tarafından verilir. Fakat sigortalı 15 yaşını doldurmuşsa, ayrıca onun da izni alınır. Aksi takdirde geçersizdir.

Sigortacının sorumluluğu ilk primin ödenmesiyle başlar.

-Zamanaşımı-

TTK MADDE 1420– (1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.

-CAYMA HAKKI-

TTK MADDE 1430– (1) Sigorta ettiren, sözleşmeyle kararlaştırılan primi ödemekle yükümlüdür. Aksine sözleşme yoksa sigorta primi peşin ödenir. Özel kanunlardaki hükümler saklıdır. (2) Sigorta primi nakden ödenir. İlk taksidin nakden ödenmesi şartıyla, sonraki primler için kambiyo senedi verilebilir; bu hâlde, ödeme kambiyo senedinin tahsili ile gerçekleşir. (3) Sigorta ettiren, sigortacının sorumluluğu başlamadan önce, kararlaştırılmış primin yarısını ödeyerek sözleşmeden cayabilir. Sözleşmeden kısmi cayma hâlinde, sigorta ettirenin ödemekle yükümlü olduğu prim, cayılan kısma ilişkin primin yarısıdır.

Sigortalara ilişkin kısa bir bilgiden sonra gündelik hayatta hayatın olağan akışında herkesin karşılaşabileceği kazalardaki haklarımıza ilişkin temnkinli davranmamız konusunda bilgilendirme yazımızla devam ediyoruz.



1- Trafik Kazası nedir ?

Bir olayın Yasa kapsamında “trafik kazası” sayılabilmesinin koşulları şunlardır:

a) Kaza, karayolu üzerinde meydana gelmiş olmalıdır.

b) Olaya bir veya birden fazla araç karışmış olmalıdır.

c) Olay sonunda ölüm, yaralanma ve maddi zarar doğmuş bulunmalıdır.

d) Olay ile ölüm, yaralanma maddi zarar arasında “nedensellik bağı” kurulabilmelidir.



2- Hangi sigorta türü hangi zararları kapsar?

Kasko sigortası ile 2918 sayılı KTK’unda yer alan Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası ve İsteğe Bağlı (ihtiyari) Mali Sorumluluk Sigortası birbirleriyle karıştırılmamalıdır. Şöyle ki:

- Kasko sigortası, sigorta ettirenin kendi zararlarını karşılar.

- Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası ile İsteğe Bağlı Sorumluluk sigortası kural olarak üçüncü kişilere veya Yasaca üçüncü kişi konumundaki kişilere verilen zararlar içindir.



3-Kusurlu araçta trafik sigortası yoksa ödeme alınabilir mi?

- Faili meçhul kazalarda (sürücüsü veya plakası tespit edilemeyen)

- Sigortasını yaptırmamış araçların neden olduğu kazalarda

- Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın sebep olduğu kazada

- Ya da poliçeyi düzenleyen şirket iflas etmiş ise

Güvence hesabı tarafından ödeme alınabilir. Garanti fonu olarak bilinen ve 14.06.2007 tarih, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ile Güvence Hesabı adını alan bu kurum, yukarıda sıraladığımız durumlarda kişilerin mağdur olmaması adına kurulmuştur.



4- Kimler maddi ve manevi tazminat davası açabilir ?

Bu hususta ikili bir ayrım söz konusudur. Eğer trafik kazası mağduru hayatta ise borçlar kanunun 41. 45. Ve 47. Maddeleri uyarınca bizzat kendisi maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Eğer mağdur vefat etmiş ise onun vefatı ile maddi ve manevi zarar gören yakınları, annesi, babası, eşi, çocukları, kardeşleri, nişanlısı, bakım ve desteği altındaki kişiler maddi ve manevi zararların tazmini için dava açma hakkına sahiptir. Mağdur ölmeden evvel tazminat davası açtıysa yine bu kişiler davaya devam edebilirler.

Bedeni hasarlı kazalarda tazminatlar şu kalemler olarak incelenir.

- Geçici iş göremezlik : Kaza geçiren kişinin, tedavi gördüğü süre içinde iyileşinceye kadar çalışamaması ve bu yüzden iş ve kazanç kaybına uğramış bulunmasıdır.

Sürekli Kısmi İş Göremezlik = Kısmi Sürekli Maluliyet : Organ eksilmesi veya organ zayıflaması sonucu beden gücünün belli bir oranda azalması durumudur. Bu durumdaki kişi, çalışmasını sürdürebilir ise de daha fazla güç ve çaba harcayacağından kazancında bir azalma olmasa bile maluliyeti oranında tazminat isteme hakkı vardır. Yargıtay kararlarında bu güç kaybı, efor kaybı olarak adlandırılır.

Sürekli Tam İş Göremezlik = Tam Maluliyet : Beden gücünün bütünüyle yitirilmesi durumudur. Bu durumdaki kişi artık çalışamayacak ve kazanç elde edemeycektir. Tazminatı %100 üzerinden hesaplanacaktır. Başkasının yardımıyla hayatını sürdürme zorunluluğu varsa tazminat tutarına bakıcı giderleri de eklenecektir. Bakım gideri istenebilmesi için sağlık kurulu raporlarında bu husus kesinlikle belirtilmelidir. Bakıcı, aileden biri bile olsa ücretsiz dahi olsa tazminata hükmedilmelidir.

5- Zamanaşımı süresi ne kadardır ?

Ülkemizde, ölüm ve yaralanma ile sonuçlanan kazaların en başında trafik kazaları gelmekte; buna karşın hak aramada en önemli ögelerden biri, hattâ birincisi olan zamanaşımı süreleri, Yasa’nın açık hükmüne karşın, yeterince bilinmemekte; nedense hep iki yıl sanılıp, uzamış ceza zamanaşımı süreleri gözden kaçırılmaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra, Yasa’nın 66’ncı maddesine göre, uzamış ceza zamanaşımı süreleri;

-bir veya birden fazla ölü varsa (15) yıl

-bir veya birden fazla yaralı varsa (8) yıl

-Ancak ölümlerin yanı sıra yaralılar da varsa, ayrım yapılmaksızın aynı olayda ölen veya yaralananların tümü için dava zamanaşımı (15) yıldır.